Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Duran Kalkan'a(2)
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Aynı hikaye
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 56

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Türk: Başbakan bir despot!
Posted on Salı, 18. Kasım 2008
Topic: Siyaset
Türkiye'nin tarihi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda olduğunu vurgulayan Türk, insanlara çektirilen acıların, yapılan zulümlerin açığa çıkarılması, özür dilenmesi ve acıların gereğine göre telafi edilmesi gerektiğini söyledi. 1938 Dersim olaylarını hatırlatan Türk, şunları söyledi:

Türk: Başbakan bir despot!

ANF

ANKARA / DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, AKP'nin her yerde tek başına iktidar olabilmek için her yeri 'fethedebilmek' arzusuyla halkın bütün değerlerini ayaklar altına almakta hiçbir sakınca görmediğini belirtti. Başbakan'ın bir "despot" edasıyla "beğenmeyen gitsin" dediğini belirten Türk, AKP iktidarından hiçbir etik, vicdan ve sorumluluk ilkesiyle bağdaşmayan sözler duyduklarını belirtti.

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, AKP'nin her yerde tek başına iktidar olabilmek için, her yeri 'fethedebilmek' arzusuyla halkın bütün değerlerini ayaklar altına almakta hiçbir sakınca görmediğini belirtti. Müthiş bir saldırganlık ve telaş içerisinde olan bir hükümet ile karşı karşıya olduklarını belirten Türk, "Hiçbir etik, vicdan ve sorumluluk ilkesiyle bağdaşmayan sözler duyuyoruz. Bizzat Başbakan, gittiği her yerde yaptığı her konuşmada, partimiz, vekillerimiz ve belediye başkanlarımız için ağza alınmayacak derecede çirkin sözler sarf ediyor. Aklıselimden, basiretten ve ülke sorumluluğu anlayışından tamamen sıyrılmış, gözlerinden-sözlerinden hırs ve nefret akan bir Başbakan var karşımızda. Adil ve demokratik bir ülkede, savcılar bu sözler için derhal harekete geçerler. Bizim ülkemizde ise, bunlar yok biliyoruz, fakat milyonlarca insan, seçilmiş iradelerine hakareti unutmazlar ve vakti geldiğinde gerekli tarihi cevabı vermesini bilirler. Başbakanı derhal bu sözlerini geri almaya davet ediyor ve siyasi etik sınırlarına dönmeye çağırıyoruz" dedi.

BAŞBAKAN BİR DESPOT

Halkın gösterileri ile aydınların ve sanatçıların eleştirileri karşısında Başbakan Erdoğan'ın şoke olduğunu belirten Türk, şöyle konuştu:

"Başbakan bir despot edasıyla 'beğenmeyen gitsin' diyor. Yılların şoven milliyetçilerinin bile defterlerinden sildiği 'Ya sev ya terk et' manasında ırkçı sözler dile getiriyor. İnsanların tüfekleriyle meydanlarda birbirini vurmasını teşvik edecek türden beyanlar veriyor. Milletvekili, 'Ben de vururum' diye kendisine arka çıkıyor. Savunma Bakanı, 'Bir ulus inşa etmek için Ermenileri, Rumları sürmek zorundaydık, yoksa bugünkü milli devlet olabilir miydi' diyor. 'Şimdi olsalardı, daha mı iyi olurdu?' diyor. 'Kürtleri süremedik-silemedik-bitiremedik de bak hala, huzurumuz yok' babında; tamamen ırkçı bir zihniyetin sözcülüğünü yapıyor. Bir küsur yıl önce, halkı özgürlükçü ve çoğulcu bir ülke sözüyle aldatarak iktidara gel, sonra da akla-hafızlaya sığmayan bir ırkçı senaryo yarat! Maalesef, AKP'nin gerçek yüzü, günbegün, herkesin içini acıtarak ortaya seriliveriyor."

‘ÖNCE ÖZGÜR BİR ÜLKE OL SONRA MEDENİYET PROJELERİ YAP’

Sanatçı Ahmet Kaya'nın "Ya sev ya terk et" mantığı ile kovulduğunu vurgulayan Türk, "Bu halk, aradan değil sekiz yıl, seksen yıl geçse de Ahmat Kaya'yı unuttu mu? Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Sabahattin Ali unutuldu mu? Bu değerleri unutmak mümkün mü? Şu anda AKP ile yekvücut olmuş ittihatçı ve statükocu zihniyet, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, alabildiğine zengin bir kültürler bahçesi olan bu ülkeyi mahvetti, kuruttu, çorak bir araziye dönüştürdü" diye konuştu. Ortadoğu ve Avrupa ile kilit bir coğrafya olan Türkiye ile geri kalmış olarak nitelendirilen İran, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkeleri karşılaştıran Türk, "Oradaki, Hristiyan-Yahudi-Ermeni-Rum ve diğer kültürlerin nüfuslarına bakalım. Hepsi, hemen hemen bir yüzyıl öncesinde olduğunun birkaç katı kadar artmış. Bizim ülkemizde ise, eşi benzeri görülmemiş baskılarla kala kala binlerle ifade edilen bu inançları, kültürleri bile hala kovmanın yollarına bakılıyor. Bu ülke, böyle bir zihniyetle nasıl medeni bir dünyaya açılabilir? Nasıl AB üyesi olabilir? Hadi halkını baskıyla zorla sindirdin? Ya uygar dünyayı buna nasıl ikna edeceksin? Bu ülkeden kovduğun milyonlarca insan, şimdi diasporada yaşıyor" dedi. Erdoğan'ın İspanya Başbakanı Zapatero ile birlikte Medeniyetler İttifakı'nın merkezinin açılışını yapmasını kara mizah olarak değerlendiren Türk, "Demezler mi sen önce bir kere kendi farklılıklarınla bir arada kardeşçe yaşamasını öğren, adil ve özgür bir ülke ol, sonra gel, medeniyet projeleri yapalım" diye konuştu.

TÜRKİYE TARİHİ GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA

Türkiye'nin tarihi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda olduğunu vurgulayan Türk, insanlara çektirilen acıların, yapılan zulümlerin açığa çıkarılması, özür dilenmesi ve acıların gereğine göre telafi edilmesi gerektiğini söyledi. 1938 Dersim olaylarını hatırlatan Türk, şunları söyledi:

"Dönemin Hükümeti, Dersim Tedip ve Tenkil Harekâtı kararı alıyor. Ardından binlerce insan öldürülüyor, darağacına çekiliyor, akıl almaz zulümler yapılıyor. Arkadaşlarımın Cumhuriyet döneminin acımasız olan bu bastırma harekâtının detaylarını soran önergelerine, hükümetten bir cevap alamıyorlar. Bu konular, Meclis'te tartıştırılmıyor. Çünkü hala aynı zihniyet var. Aynı tekçi anlayış, kendisini çeşitli veçhelerle sürdürmeye devam ediyor."

TEK PARTİ DAYATMASI

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun "Örgütün çağrılarına göre yapılan her mitinge katılan kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılması gerekir" kararını eleştiren Türk, "Bu ne anlama geliyor? Demokratik gösteri ve protestolarda bulunan insanlar, örgüt üyeliğinden yargılanıp cezalandırılacak. Bu gidişle, öyle görünüyor ki, meydanlarda mahkemeler kurarak milyonları yargılayacaklar! Hedef kim? Tabi ki Hükümetin politikalarına karşı tepki gösteren, demokrasi ve özgürlük isteyen herkes. Sadece Kürtler değil. Bu ülkenin aydınları, yazarları, emekçileri, işçileri, gençleri, kadınları, çocukları yani yediden yetmişe herkese gözdağı veriliyor" dedi. AKP'nin "Tek devlet, tek millet" söylemini bir süre sonra "tek parti" dayatmasına taşıması ile ilgili soruların akıllara geldiğine dikkat çeken Türk, AKP milliyetçiliğinin çok tehlikeli olduğunu ve bir dikta rejimi mi oluşturmaya çalışıldığını belirtti.

‘ADALETİN GÜCÜ ÇOCUKLARA YETİYOR’

Bölgede yapılan mitinglerin çocuklar üzerinden maniple edilmeye çalışıldığını dile getiren Türk, DTP'nin suçlanarak, 6 yaşındaki çocukların 23 yıl hapisle yargılayan zihniyetin saklanmaya çalışıldığını vurguladı. Çocukların sokağa çıkarak taş atma nedenini araştırılmadığını ifade eden Türk, şöyle devam etti:

"Buna yönelik çözüm politikaları geliştirmeyen Hükümet ne yapıyor? Yargıyı, askeri polisi harekete geçiriyor. Halkın valisi olması gereken devletin bir memuru kalkmış, 'Yeşil kartlarını iptal edelim, yardımları keselim' diyor. Hızını alamayıp 'Çocukları değil ailelerini hapse atalım' deme noktasına geliyor. Çocukların 23 yılla yargılanması da bunun son örneğini oluşturuyor. Ne yazık ki adaletin gücü bu ülkede çocuklara yetiyor. Ülkeyi soyup soğana çevirenler, vurguncular, banka hortumcuları, siyasi cinayet işleyenler, işlettirenler, çete kuranlar, öldürdükleri insanları toplu mezarlara gömenlere yetmiyor. Hrant Dink'in katil zanlısı Yasin Hayal bomba atmak suçundan 3 yılla yargılanıyor. Taş atan çocuklar ise 23 yılla! Bu kadar çarpık bir adalet anlayışı olabilir mi? Bu nasıl bir zihniyettir?" Gerçek anlamda adalet ve hukuktan söz edebilmek için Susurluk ve Şemdinli'nin aydınlığa çıkartılıp, sorumlularının yargılanması gerektiğini aktaran Türk, işkenceci polislere, şimdiye kadar verilmiş bir ceza olup olmadığını ve göz göre göre çocukları öldüren kaç güvenlik görevlisinin şimdiye kadar tutuklandığını sordu. Erdoğan'a seslenen Türk, "Bu mu adaletiniz Sayın Başbakan? Siz halkı böyle mi kucaklayacaksınız? Ülkeyi topyekün bir cezaevine dönüştürerek mi insanları kazanacaksınız? Çocuklara 23 yıl ceza isteyerek mi dağa çıkışları önleyeceksiniz? Yediden yetmişine özgürlüğünü isteyen bir halk gerçekliği var. Bunu görmeniz ve kabul etmeniz gerekiyor. Bu ülkenin bütünlüğüne en fazla bu ayrıştırıcı, ötekileştirici, dışlayıcı uygulamalarınız zarar veriyor" diye konuştu.

‘HALKI AŞAĞILAMAYIN’

Erdoğan'ın "Daha ne yapalım, bakın havaalanı da yaptık" söylemini "halkı aşağılama" olarak nitelendiren Türk, "Halkı aşağılamayın. Bu halk havaalanı için mi sokaklara dökülüyor yoksa kendi dili, kültürü, kimliği için mi? Buradan bir kez daha uyarıyoruz. Halkın onuruyla oynamayın. Halkımız kimliğini ve dilini onuru olarak görmektedir ve onuru için mücadele etmektedir. Halkın bu mesajını doğru okuyun. Söylemlerinizle, uygulamalarınızla halkımızı aşağılamayın" dedi. Türk, DTP olarak halkın onur mücadelesine bağlı olduklarını ve olmaya devam edeceklerini söyledi.

DİYARBAKIR PROJELERİNİ KİM ENGELLEDİ?

Başbakan Erdoğan'ın DTP'li belediyelere ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Türk, Başbakan'ın belediyeleri kaybetme korkusundan dolayı öfkelenerek ne söylediğini bilmediğini belirtti. Türkiye'nin 16 Büyükşehir belediyesinden sadece Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin şirketinin olmamasının sebebini soran Türk, şöyle konuştu: "Neden Bakanlar Kurulu belediyenin şirket kurmasına izin vermiyor? Sayın Başbakan bunun yanıtını vermek zorundasınız. Diyar A.Ş'yi engelleyen sizin İçişleri Bakanlığınız değil miydi? Diyarbakır Belediyesi'nin 2006'da hazırladığı Katı Atık Entegre Tesisi Projesi'ni sizin Çevre ve Orman Bakanlığınız bizzat listeden çıkartarak engellemedi mi? Diyarbakır halkına bu haksızlığını yapan siz değil miydiniz? Dicle Vadisi Projesi'ni sizin İl başkanınız gibi çalışan Diyarbakır Valisi engellemedi mi? Çıkıp dürüstçe bunlarını yanıtını verin. Ondan sonra konuşun. Sizin Ankara Büyükşehir Belediyeniz halka arsenikli su içirirken Türkiye'nin en kaliteli, en temiz ve en ucuz suyunu Diyarbakır Belediyesi musluklardan akıtıyor. İşte bunlar sizin 'hizmet götürmüyor' diye gerçek dışı beyanlarla karalamaya çalıştığınız, DTP'li belediyeler tarafından gerçekleştiriliyor."

BU ÜLKE CUNTA ANAYASASI’NDA KURTARILMALI

Yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Türk, Türkiye'nin cunta anayasasından kurtulması gerektiğini söyledi. Toplumun yediden yetmişe her kesiminin bu ihtiyacı dile getirdiğini vurgulayan Türk, "Bu Anayasa artık yama da tutmuyor. Acilen değişmesi gerekiyor. Fakat hükümet bırakın yeni bir anayasayı, mahkemenin yetkilerini azaltan bir kanun teklifi bile oluşturamıyor. Bu kadar, statükocu, elitlerle sıkı bir işbirliği ve uzlaşı içerisinde" diye konuştu.

İSTİHDAM AZALIYOR, İŞSİZLİK ARTIYOR

Ekonomik krizin gün geçtikçe Türkiye'yi yoğun etkisi altına almaya devam ettiğini aktaran Türk, bütün ülkelerin buna karşı önlem almasına rağmen iktidarın ilk başta "hamdolsun" yaklaşımı ile küresel krizi görmezden geldiğini vurguladı. Türk, krizin büyümesi ile iktidarın aşırı zamlarla yoksulun ve emekçinin cebinden çalarak, mevcut durumu kurtarmaya çalıştığını dile getirdi. TÜİK tarafından açıklanan kentsel-kırsal istihdam, işsizlik oranı ve benzer bütün kalemlerde, geçen yıla göre önemli bir oranda artış olduğunu vurgulayan Türk, şunları söyledi:

"İstihdam azalıyor, işsizlik artıyor. Hiçbir veri, iç açıcı değil, hepsi nasıl bir ekonomik kaos içine girdiğimizi gösteriyor. Meclis, kısa bir zaman sonra bütçeyi görüşmeye başlayacak. Bu vesileyle acil olarak, en yoksul kesimden başlamak üzere, özellikle kırsal alanda ve kent varoşlarındaki yurttaşlarımız için bir ekonomik yardım paketi projesi Meclis gündemine getirilmelidir. Hükümet, kendi yanlış ekonomi politikalarının bedelini emekçinin-işçinin-köylünün ve memurun sırtından çıkaramaz. Buna müsaade edilemez"




Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.