Demek Bossi de, İtalya’nın Vecdi Gönül’ü... Bizim Savunma Bakanı da aynı şeyleri söyleyip bizdeki ‘etnik ve dinsel ‘ temizliği savunmuyor muydu?
Mehmet ALTAN-STAR
İtalya’nın Vecdi Gönül’ü
G-20 Zirvesi piyasaları çok da rahatlatmışa benzemiyor... Olup biteni kös dinlemiş mutsuz bir küresel piyasa var... Üstelik Japon ekonomisi de durgunluğa girdi. Türkiye’de ise işsizlikteki artış devam ediyor.
Ağustos ayında işsiz sayısı 207 bin kişi artarak 2 milyon 439 bin kişiye çıktı. İşsizlik oranı ise yüzde 9.8’e yükseldi.
Adana’daki soygunu da işsizlik oranlarıyla birlikte duydum... Hayat zorlaştıkça, toplumsal istikrarsızlık da dinamitleniyor.
***
Bu çalkantılara karşı iyi yönetildiğimiz de söylenemez. ‘İllaki ve şimdi, hemen AB’ diye çırpınmamızdaki sebep de bu...
Telefatı azaltmak.
Ama önümüzdeki yerel seçim ‘akıl tutulmasını’ daha da koyulaştıracak gibi...
***
Bunları düşünürken, sadece tek bir gazetede ufacık bir habere rastladım...
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği destek, merkez sağ hükümetin koalisyon ortaklarından Kuzey Birliği Partisi’nin (KBP) Genel Başkanı ve Reform Bakanı Umberto Bossi’nin tepkisine neden olmuş. Burada bir dakika duralım...
Ve Kuzey Birliği Partisi ile Genel Başkanı Umberto Bossi’yi büyüteç altına alalım...
Ya da üstlerine projektör doğrultalım...
***
Hasan Cemal geçtiğimiz Perşembe günü, ‘Unuttunuz mu, size de bağırdılar, ‘Çekip gidin Suudi Arabistan’a diye’ başlıklı yazısında sanki İtalya’ya projektör tutma arzumuzu yerine getiriyordu: ‘Bu ülkeyi sevmek için, bu ülkede yaşamak için Başbakan gibi, devlet gibi düşünmek zorunda mıyım?
Hayır.
Özerklik de isteyebilirim. Federasyon da isteyebilirim. Ayrı bir devlet de isteyebilirim. Yani ayrılıkçı da olabilirim. Eğer bir ülkede demokrasi varsa, hem bunları isteyip hem de o topraklarda seve seve yaşamaya devam ederim. Başbakan da olsa, devlet de olsa kimse bana karışamaz.
Demokrasi düzeni budur.
Hukuk, insan hakları, özgürlükler düzeni bunu gerektirir. Şiddeti dışlamak koşuluyla, terörü dışlamak koşuluyla, silahı siyaset aracı olarak reddetmek koşuluyla, eğer bir ülkede gerçekten demokrasi varsa, o ülkede hem yaşanır, hem de örneğin ille de ‘tek devlet, üniter devlet’ savunulmaz; özerklik de, federasyon da, ayrı bir devlet de, yani ayrılma hakkı da savunulur demokrasi içinde... İtalya’ya bakın.
Başbakan Erdoğan’ı çok seven Başbakan Berlusconi’nin koalisyon hükümetindeki Başbakan yardımcısı Umberto Bossi’nin siyasal çizgisi ‘ayrılıkçılık’tan geçer. Kuzey Birliği Partisi’nin lideri olarak zengin Kuzey İtalya’nın ayrı bir devlet olmasını savunur.’
***
Hasan Cemal’in yazısı Türk demokrasisi ile evrensel demokrasi arasındaki farkı Ankara’ya anlatmayı hedefliyor... Ama biz kaldığımız yere, Bossi’nin demecine geri dönelim...
Ne demiş: ‘Türkiye üye olursa Avrupa çöker. Hıristiyan kimliği olmaksızın Avrupa da olmaz. Bunu Berlusconi’ye de söyledim’ demiş...
Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkılması gerektiğini savunan Bossi, önceki gün Acqui Terme’de yaptığı değerlendirmede ‘Türklerin nüfusu kısa sürede 120 milyon olacak. Demografik açıdan hep onlar üstün olacak demektir. Benim hata olarak nitelediğim bu tür konularda ayak diremeyi ve direnmeyi başarmak lazım. En iyi iş herkese kendi memleketinde yardımcı olmaktır’ diye konuşmuş.
Bossi, Türkiye’nin AB üyesi olması durumunda Kuzey Birliği Partisi’nin güçlü olduğu Piemonte bölgesinin de bir Türk eyaletine dönüşebileceğini ileri sürerek: ‘Ankara asla Avrupa’da olmamıştır, Avrupa’da da sayılamaz. Piemonte bir Türk eyaleti haline gelemez. Atalarımız hep bunun mücadelesini verdiler. Bin yılda değişen bir şey de olmamıştır’ buyurmuş...
***
Hızını alamayıp, devam etmiş...
Berlusconi’ye koalisyon ortaklarıyla istişareyle hareket etme çağrısında da bulunan Bossi, ‘Berlusconi’yle hep haftada bir konuştuk. Yine görüşüp konuşmamız lazım. Ne yapılacağına ilişkin önceden konuşup karar vermeliyiz. Kavga ancak bu şekilde önlenir’ demiş.
Baktım...
Türkiye’nin AB üyeliğine itirazın yanı sıra göçmenlere karşı sert politikalar uygulanmasını savunan görüşleriyle tanınan Bossi, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’yu da eleştirmekte... Neden mi?
Çünkü İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano geçenlerde ‘göçmenlerin bir zenginlik kaynağı olarak algılanması gerektiğini’ söylemiş...
İtalyan toplumuna böyle bir çağrıda bulunmuş... Hem ayrılıkçı, hem de ırkçı olan Bossi de bu çağrıya karşı çıkıyor.
Gerekçesi mi? Onu beraberce okuyalım:
‘Bu cumhurbaşkanının şahsi görüşüdür. Bana göre hiç de öyle değil. Göçmenler bir olumsuzluk kaynağıdır.’
***
Bossi ‘benzeşmeden’ yana...
‘Etnik ve dinsel’ benzeşme...
Hálbuki bu düpedüz fakirleşmedir... Issızlaşmadır... Yalnızlaşmadır...
Dedim ki, demek Bossi de, İtalya’nın Vecdi Gönül’ü... Bizim Savunma Bakanı da aynı şeyleri söyleyip bizdeki ‘etnik ve dinsel ‘ temizliği savunmuyor muydu?
Nedense, üyesi olduğu hükümetten de ses soluk çıkmadı.
Hadi İtalya’daki koalisyon, bizdeki ne?
|