Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Duran Kalkan'a(2)
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Aynı hikaye
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 59

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
TÜRKİYE’NİN BÜYÜK KÜRDİSTAN KORKUSU-Nil Demirkazık
Posted on Salı, 18. Kasım 2008
Topic: Güncel

25 yıllık süreç içerisinde işlenen cinayetlerin, faili meçhullerin, yakılan köylerin, göçe zorlanan Kürt halkının, kan ve gözyaşı dolu sürecin ve yaşanan kirli savaşın failleri kendilerini Milliyetçi-Ulusalcı kesimlerin gözünde temize çıkartarak yeni hedef ve amaçlarını belirlediler.



TÜRKİYE’NİN  BÜYÜK  KÜRDİSTAN  KORKUSU

Türkiye’nin Kürt Sorunu’nun dünya gündemine taşınması ile bölünme korkusuna kapılan ve şu sıralar yargılanmakta olan deşifre olmuş Ergenekonculardan görevi devralanlar da eylemlerini aklama arayışına girdiler. Kuzey Kürdistan’da geçtiğimiz 25 yıllık süreç içerisinde işlenen cinayetlerin, faili meçhullerin, yakılan köylerin, göçe zorlanan Kürt halkının, kan ve gözyaşı dolu sürecin ve yaşanan kirli savaşın failleri kendilerini Milliyetçi-Ulusalcı kesimlerin gözünde temize çıkartarak yeni hedef ve amaçlarını belirlediler.

Ergenekon çetesine göre “TÜRK YURDUNU KÜRTLEŞTİRME VE ARDINDAN TÜRK YURDUNU BÖLÜP KÜRDİSTAN KURMA ” projesi Sionizmin sinsi bir planı.

Ergenekoncuların mantığına göre “Körfez Savaşı sonrasında Türkiye , K. Irak’ta tam olarak olmasa da denetimi büyük oranda peşmergelere bırakmıştı. O dönem yapılan bu yanlışın üstüne başka yanlışlar da eklendi ve bugün bu peşmerge gruplar Büyük Kürdistan projesiyle ortaya çıktılar. Kürt ordusunun kurulmasında en büyük desteği de elbette İsrail sağlayacak. Çünkü kurulacak Büyük Kürdistan Devleti, İsrail’in bir türevi olacak, ordusu da İsrail ordusunun bir parçası. Doğrudan Pentagon’a bağlı, ABD Başkanı’ndan talimat alan bir ajan devlet ordusu oluşturulacak.”

İşte Ergenekon çetesinin kendi cümleleri ile Büyük Kürdistan korkusu’ndan duydukları endişe ile Türkiye’yi ve Türkleri kurtarma adına yola çıkış nedenleri, kırmızı çizgileri ve yeni yol haritaları :

“İsrail nasıl kurulduysa Büyük Kürdistan da öyle kurulacak”

“Kürtlerde Yahudiler gibi bölgede tecrit durumdalar. Bölge ülkelerinin hiçbirisi yaşanan gelişmelere sıcak bakmıyor. Tüm Arap devletleri kurulacak Kürt devletine karşı çıkıyorlar. Hatta kurulacak Kürt devletine, gerekirse savaşarak engel olacaklarını vurguluyorlar.

Her ne kadar İsrail konusunda aktif davranılmasa da, İsrail’in Filistin’deki politikaları bu ülkelerden büyük tepki topluyor. Dolayısıyla bölge ülkeleri Kürtlerin ve Yahudilerin ortak düşmanı oluyorlar. Bu nedenle İsrail-Kürt işbirliğini de ortak düşmana karşı yapılan bir işbirliği olarak adlandırabiliriz. Ordu kurma çalışmaları bu şekilde sürdürülürken, devletin kurulması için izlenen yollar İsrail’in bölgeyi işgal sürecini hatırlatıyor. Yahudiler Filistin topraklarını satın alarak ve Filistinleri katlederek İsrail devletini nasıl kurdularsa, aynı şekilde Büyük Kürdistan’ı kurmaya çalışıyorlar.

İsrail’den göç eden Yahudi Kürtler, özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük’te Saddam’ın bedava dağıttığı toprakları bedellerin çok üstünde fiyatlarla satın alarak buralara yerleşiyorlar. Buradaki Araplar göçe zorlanıyor. Türkmenler azınlık durumuna düşürülmeye çalışılıyor. Mesut Barzani’nin Kerkük konusunda söyledikleri de tüm bu gelişmeleri doğrular nitelikte.

İsrail’in kurulmasını kitaplardan okuyan bizler için tarih tekerrür ediyor ve ikinci bir İsrail’in nasıl kurulmaya çalışıldığını yaşayarak öğreniyoruz. Her fırsatta kukla Kürt devletinin ikinci bir İsrail olacağının altını çizdik. Türkiye’nin de bunu engellemeye uygun bir strateji izlemesi gerektiğinin önemini belirttik.

“Federasyon yetmez, Kürtler kendi devletlerine kavuşacaklardır!”

Son günlerdeki gelişmeler kaygılarımızda ne kadar da haklı olduğumuzu ortaya çıkardı.

Türkiye’nin içine düştüğü durumun ve izlediği yanlış politikaların nelere mal olacağının en iyi göstergesi, Irak’ta yönetimin “Irak’lılara” devrinden sonra yaşanan gelişmeler ve Kürt grupların açıklamaları oldu.

Irak’a saldırı öncesinde, ABD’yle birlikte Irak’a girmeyi, böylece kurulacak Kürt devletine engel olmayı önerenler, bu saldırının aslında Irak’ı parçalamak,Kürt devletini kurmak için yapıldığını yeni yeni anlıyorlar.

Kürtlerin verilecek özerklikle yetineceğini sananlar, Mesut Barzani’nin son açıklamalarına dönüp baktıklarında gerçeği daha iyi göreceklerdir

Kürt aşiret reisleri Irak’ın “yeniden yapılandırılması” çerçevesinde kendilerine verilen özerkliği yetersiz buluyorlar. Barzani’nin özerkliğin kendi talepleri olmadığını ve bağımsız bir Kürt devleti kuruluncaya kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini açıklaması bizleri fazla şaşırtmıyor bu nedenle.

Kürt aşiretleri sadece özerklikle yetinecek olurlarsa değişen hiçbir şey olmuyor ve bağımsız devlet kurma talebi de bu gelişmelerin en doğal sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

15 yıl öncesine kadar Kürdistan diye bir devletin kurulmasına gülüp geçenler, şimdi bu devletle Türkiye arasındaki ilişkilerin nasıl olacağını tartışıyor.

“Türkiye’nin Güneydoğusunun bir süre sonra bu devletin sınırları içine girebileceği seçeneği de göz önünde tutuluyor.”

Irak Ortadoğu’da emperyalizme karşı direnişin merkezi, Saddam Hüseyin de bu direnişin lideriydi. Onun için Saddam’ın devrilmesi, Irak’ın parçalanması gerekiyordu.

Aynı zamanda Saddam rejimi halkçı-milliyetçi bir rejimdi ve diğer ülkelere örnek olduğu için ortadan kaldırılması emperyalizm için hayati önemdeydi. Baas Partisi’nin iktidarı almasından sonra Irak’ta Kürt isyanları hiç durmadı. Emperyalizmin Ortadoğu’daki en büyük düşmanı Irak ve lideri Saddam’dı. Eğer Irak parçalanırsa Ortadoğu’nun da parçalanması hemen arkasından gelecekti.

“Türkiye ne yapıyor? ”

Celal Talabani ile görüşen Gül, Irak’ta Kürt özerk yönetimine sıcak baktığını açıklıyor.

Tüm bunlar elbette Türkiye ve bölge geleceğini tehlikeye sokan gelişmeler olarak tarihe geçiyor.

“Türkiye Büyük Kürdistan’a izin verecek mi?”

Kerkük gibi Türkmen nüfusun yoğun yaşadığı toprakların satın alınarak Kürtleştirilmesine seyirci mi kalacak?

Yoksa yeni kırmızı çizgiler çekip onların paspas edilişini mi izleyeceğiz?

Ne mutlu Türküm diyene bilincinde olup ta" bu gerçeği gören her Vatan evladı, bu tehlikenin bertaraf edilmesi uğruna, bu güne kadar sürdürülen siyaset anlayışını bir tarafa bırakarak, Milletin birliğini ve Devletin bütünlüğünü korumak adına parçalanmaya doğru hızla yol alan üniter yapımızın ve milli birliğimizin, bu tehlikeden korunmasıdır.

“Pankürdizm yayılıyor”

Terör; Kuzey Irak'ı da içine alan Pankürdizm'e dönüşmek üzere... Pankürdizm, bütün Kürtleri birleştirmek; Kürdistan adı altında tek devlet kurmak ideolojisidir.

Bütün bunlar Türkiye'deki ayrılıkçı öğelerin Kuzey Irak'taki Kürt aşiretleri ile ortak bir çaba içinde olduklarını gösteriyor. Artık; güneydoğumuzdaki Türkiye sınırı onlar için yok sayılıyor. Gerçeği görelim: Orası, Barzani, Talabani, Abdullah Öcalan üçlüsünün malı gibi gösteriliyor.

“Vatansever milliyetçilik”

Halkımız, Pankürdizmin emperyalist Batı tarafından tezgahlandığını görüyor. Ülkemizde yükselen milliyetçi dalga da bu yüzden Kürtleri değil; ABD'yi ve AB'yi hedef alıyor. Amerikan ve Avrupa karşıtlığı ile milliyetçi yükselişin denk düşmesi bunu gösterir. İçimizdeki AB ve ABD uşakları ise bu sağlıklı dalgayı, ırkçı/etnik milliyetçilik gibi göstermemeye uğraşıyorlar. Halbuki ülkemizdeki milliyetçi yükseliş, PKK eylemlerinin yoğun olduğu dönemlerde değil de ABD ve AB'nin Türkiye'yi aşağıladığı son 3 yıllık dönemde görülmüştür.

“Diyalog resmen tanımadır”

AKP ve iktidarı gününü kurtarmak uğruna Türkiye’nin bütünlüğünü tartışmasız feda ettiğinin hiç mi hiç farkında değildir. Barzani ile kurulacak diyalogun Kürdistan’ı fiilen tanıma ve PKK’nın da fiilen siyasallaşması demek olacağını gerçekten bilmiyorlar mı? Biliyorlar da yapıyorlarsa böyle bir şey gaflet ve dalaletin ötesi bir durumdur.

'Kerkük, Irak'ın Saraybosnası olur...' 

Eğer Irak bölünürse bu Ortadoğu'ya daha çok kan, gözyaşı ve acı getirir. Eğer Irak bölünürse Amerika bunu dünyaya açıklayamaz. Kürtler'in bağımsızlığı bölge için felaket olacaktır. Yugoslavya'dan alınan derste olduğu gibi bir ülkeye bağımsızlık verilirse herkes bağımsızlık isteyecektir. Kerkük, I rak'ın Saraybosna'sı olacaktır.

“PKK’nın yeni Alevi taktiği ”

Öncelikle Türk Milleti’nin Alevi inancına sahip kesimi için büyük bir tehlike söz konusudur. PKK yıllarca Alevi yurttaşlarımızın içine sızmaya çalıştı. Bunu ise kendisine taşeronluk eden eski Türk menşeli sol örgütlerini kullanarak yapıyordu. Ancak son yıllarda PKK doğrudan Alevileri örgütleme ve terör saldırılarında kullanma gibi bir yola başvurmaya başladı. Buradaki amaç, bir devlet-Alevi çatışması yaratmaktır. Bu çatışmanın bir hedefi ABD ile AB’nin Alevileri azınlık olarak tanıtma ve Türk Milleti’nden bölme politikasını yürütmekse; diğer amaç, aşırı üremeye dayalı Kürt istilasını Alevileri asimile ederek ve Kürtleştirerek daha da yaygınlaştırmak.

Burada bazı pilot bölgeler var. İlk olarak Tunceli’yi saymak lâzım. Burada PKK Alevi stratejisini sınadı ve başarılı olabileceğini gördü. Bilindiği gibi, Tunceli’de Kürt nüfus yok. PKK 2002 yılına kadar Tunceli’ye hiç giremedi. Ancak bugünkü durum çok farklı. Tunceli’de bugün klasik sol örgütlerden hiçbiri artık yok. Hatta Tunceli’nin geleneksel olarak en güçlü partisi olan CHP dahil tüm sol silindi. Tunceli’de artık sadece PKK var.

Özünde bir Türk köylü isyancısı olan Pir Sultan Abdal simgesi bile, 500 yıl sonra adeta bir PKK sembolüne dönüştürülmek isteniyor. İki Türk devletinin, Osmanlı ve Safevilerin arasındaki hakimiyet savaşları, tarih içinde saptırılarak Kürtçülük ve devlet düşmanlığı için malzeme olarak kullanılmak isteniyor.

“Alevi kimliği mücadelesi” veren tüm çevreler ise, bilinçli veya bilinçsiz olarak bu sürece hizmet ediyor. Türk kimliği dışındaki her türlü etnik ve mezhepsel arayış Kürt bölücülüğünü, şeriatçı gericiliği ve emperyalizmi güçlendiriyor.

Aleviler ya Atatürkçü mücadelenin içinde laikliği ve Türkiye’yi ayakta tutan tüm devrimci ilkeleri savunacaklar ya da şeriatçı ve bölücü girdaba kapılacaklar.

“Türk’üm” diyen herkesin bu konuda uyanık olması şart. Yıllarca Alevileri büyük şehirlerde gettolaşmaya teşvik edenler, Kürtlükle hiç alakası olmayan gençlerin bölücü örgütün pençesine düşmesinin hesabını iyi vermelidir.

Kısacası Türk ulusal kimliği dışında kurgulanmaya başlanan Alevi kimliği hem Türk Milleti için hem de Alevi inancına sahip samimi yurttaşlarımız için ölümcül bir tuzaktır.

“Sol terörizmi, etnikçiliği, mezhepçiliği değil sosyalizmi ve ulusu savunur ”

İkinci büyük ders ise, Türk solunun alması gereken derstir. Türkiye’de solun en büyük hatası sağın telkinlerine uyarak kendini belli mezhep ve yöre örgütlenmelerine hapsetmesi olmuştur. Yıllarca Alevicilik üzerine kurgulanan sol örgütlenme, hiçbir şekilde çağdaş ve ilerici olmadığı gibi, Türk halk kültürünün yaşattığı gerçek ilerici değerleri de yozlaştırdı ve feodalleştirerek gericileştirdi.

Hepsinden kötüsü, sol tüm Türk Milleti’nden koptuğu gibi, hep örgütlemeye çalıştığı Alevi kitlesinden de koptu. Sürekli sömürüldüğünü hisseden kesimler iyice apolitikleşti, hatta sağcılaştı. Marjinal ve genç unsurlar ise bir takım “sol” örgütlerin eliyle devlet düşmanlığı propagandasıyla tamamen PKK’nın kucağına itildi.

PKK ise, çok akıllıca bir taktikle bu tür Türk gençlerini canlı bomba olarak harcayarak hem kendi tabanından gelen teröristleri koruyor hem de Türk Milleti’ni bölmek için yeni taktikleri devreye sokuyor.

Silahlı mücadele söylemi emperyalizme taşeronluğa, devlet düşmanlığı teorisi ise önce anarşizme sonra da bölücülüğe evrildi.

Zaten Türkiye’de “gerilla mücadelesi”nin toplumsal temeli olmadığı ve emperyalizminin baş hedefinin bağımsız Türk ulus devleti olduğu için “silahlı mücadele” faşist ve emperyalist işbirlikçisi bölücü terörizmden başka bir şeye dönüşemezdi.

“Çare yeniden Türklüğe ve Atatürk’e sarılmak ”

Planın nihai amacı belli. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Irak’ta Araplar Sünni ve Şii iç savaşıyla parçalanırken, bu işten bir tek Kürt bölücüler ve ABD kârlı çıktı.

Türk Milleti farklı inanca sahip tüm kesimleriyle bu oyuna gelmeyecektir. İnanç, kimlik değil vicdan meselesidir. Türk kimliğini yok etmek isteyenler sadece sahte Kürt kimliğiyle değil, her mezhebin şeriatıyla ulusal birliğe saldırıyorlar.

Türk Milleti’nin tüm kesimlerinin buradaki tek kurtuluş yolu her türlü ayrılık propagandasına karşı inadına ve ısrarla Türklüğe sahip çıkmaktır.

Kürt-İslam faşizminin taşeronluğunu üstelenen birtakım illegal ve legal “sol” grupları miatlarını doldurdular. Burada asıl önemli olan nokta, sapına kadar Türk olan Alevi kesimlerinin akıbetidir. Bu bataklığa sürüklenmemek için tek yol yeniden Atatürkçülüğe ve Türk milliyetçiliğine sarılmaktır.”

NİL DEMİRKAZIK

AMED BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ADAYI




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 96


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Güncel:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.