Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Duran Kalkan'a(2)
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Aynı hikaye
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 58

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Üç çocuk, tek millet, tek dil
Posted on Perşembe, 20. Kasım 2008
Topic: Medya
Tarihsel şekillenişine bakıldığında Türk milliyetçiliği, neticede Türk burjuva sınıfına hizmet etmiştir ve etmeye de devam ediyor. Bu dönemde “gavura göre Kürt Müslüman” ve Kürtle iş birliği yapılıyor. Sonra, etnik hakimiyet çabası Kürt ve Alevilerin bastırılması, asimilasyon politikası ile devam ediyor.


Üç çocuk, tek millet, tek dil / Yildiz Imrek - Evrensel

Başbakan, Aile Şûrası’nda yaptığı konuşmasında, toplum bütünlüğünü korumak için 3 çocuk yapılması gerektiğinde ısrar etti. Konuşmasında açıkça etnik-dinci tonlarda milliyetçi bir görev tanımı vardı ve bu görevin misyonerleri olarak kadınlara işaret ediliyordu. 3 çocuk görevlendirmesi kadınlar ve demokratik derdi olan herkes tarafından eleştirildi, ama Başbakan bu görüşlerinde ısrar ediyor.
Bu görev tanımı, misyonerce olduğu kadar, kadınları erkek egemen-feodal değerlerin bir yürütücüsü ve kölesi olarak gören anlayışın da ifadesidir. Son zamanlarda, töre cinayetleri ve diğer öldürümlerle sonuçlanan kadınlara karşı şiddet eylemlerinin artmasını, bu yaklaşımdan bağımsız düşünmek mümkün değil. Kadınları eve hapseden ve onları erkek şiddetinin bir kurbanı haline getiren bütün gerici değer yargıları, aşiret-töre hukuku, AKP’nin yardımına çağrılıyor.
Kime karşı 3 çocuk?
Başbakan, Fehmi Koru dahil herkesten eleştiri alan tekçi söyleminde ısrar etmeye de devam ediyor. Başbakan eleştirildikçe kapanıyor, öfkeli söylemlerin dozunu artırıyor, bunu yaptıkça da yalnızlaşıyor.
Neyse ki, bu arada önemli bir destek, bakan Vecdi Gönül’den geldi. Vecdi Gönül, “Rumlar ve Ermeniler kalsaydı, bugünkü ulus ortaya çıkamazdı” itirafında bulundu.
Başbakan’ın tek millet vurgusunun altında, Vecdi Gönül’ün tarihsel kodlarından anımsattığı etnisitiye dayalı Türk kimliği yatıyor. Etnik kimliklerden ari, anayasal birliğe dayalı bir kimlik ve ulus tarifi söz konusu değil. Öyle olsa idi, tekçiliğe bu kadar vurgu yapılır mıydı?
İttihatçı geleneğin yarattığı Türk-Sünni İslam kimliği çerçevesinde şekillenen bir milliyetçilik… Önce, sermaye birikiminin zorla el değiştirmesini amaçlayan Rum ve Ermenilerin mübadele ve tehcirle izalesi. Böylece Türk burjuva sınıfı zor yoluyla sermaye birikimini ele geçiriyor. Tarihsel şekillenişine bakıldığında Türk milliyetçiliği, neticede Türk burjuva sınıfına hizmet etmiştir ve etmeye de devam ediyor. Bu dönemde “gavura göre Kürt Müslüman” ve Kürtle iş birliği yapılıyor. Sonra, etnik hakimiyet çabası Kürt ve Alevilerin bastırılması, asimilasyon politikası ile devam ediyor.
Türk milliyetçiliği, Türk burjuva sınıfına hizmet etmiştir; ama yoksulları peşine takabilmek için efsaneler üreterek, halkı farklı kimliklere karşı korku ve güvensizlikle donatarak ilerlemiştir. Sınıf hakimiyetinin tehlikede olduğu her dönemde, milliyetçilik kodları yeniden tahkim edilmiştir. 1925-1938 isyanlarında farklı etnik ve dinsel kimliklere karşı, cunta dönemlerinde işçi sınıfı ve tüm ezilenlere karşı milliyetçilik, iç bastırmanın temel unsuru haline getirilmiştir.
Hem tarihsel şekillenişi, hem sürdürülüş argümanları bakımından Türk milliyetçiliği emperyalizme karşı mücadele içinde ve bu ilerici toplumsal hareketin bir argümanı olarak şekillenmiş değildir. Tam tersine, Türk burjuvazisinin hakim olmak istediği topraklar üzerinde farklı etnik ve dinsel kimliklerin izalesi, tehciri, bastırılması içinde şekillenmiştir.
Bu burjuva-şoven Türk milliyetçiliğinin ayrılmaz kardeşi dinsel tekçiliğe karşı 7-9 Kasım’da gerçekleştirilen Alevi yürüyüşü önemli bir karşı koyuş olmuştur. Bu bakımdan CHP-MHP-AKP gibi bütün burjuva partileri söz birliğiyle Alevi yürüyüşünü “tehlikeli oyun” olarak niteleyip, rejimin kırmızı çizgilerini Aleviler için bir kez daha işaretlemiş oldular.
100 binin üzerinde Alevi, asimilasyon ve bastırmaya karşı, eşit haklar ve demokrasi istedi. Böylece Alevi toplumu, kendi içinden burjuva sınıf iş birlikçileri ile bütün burjuva sınıf siyasetçilerine karşı ortak sözünü söylemiş oldu. Önemli olan bu sözdür. Aleviler farklı siyasal yelpazede yer almaktadır ancak, kendilerini demokrasi cephesinin bir parçası olarak tanımlamışlardır. Artık yok sayılmaya, asimilasyona izin vermeyeceklerini ortaya koymuşlardır.
Başbakan’ın 3 çocuk konusundaki ısrarı, bu tek din ve tek millet uğruna!..




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Medya:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.