Belçika polisi tarafından Roj tv, KNK ve BDP Brüksel temsilciliğine yapılan baskının yankıları devam ediyor ve dahada devam edeceğe benzer.
’’KINIYORUM’’ DEMEK YETMİYOR
Can KASAPOĞLU
Belçika polisi tarafından Roj tv, KNK ve BDP Brüksel temsilciliğine yapılan baskının yankıları devam ediyor ve dahada devam edeceğe benzer.
Türkiye, ABD ve Irak üçlü mekanizma toplantısında kararlaştırılan, Belçika ve Türk polisinin ortaklaşa düzenlediği baskın, diasporada yaşayan Kürt halkına karşı son yıllarda yapılan en kapsamlı bir şiddet olmuştur.
Baskının türüne, yöntemine, baskını yapanların piskolojisine tutum ve davranışlarına bakıldığında aslında şiddet demek belkide yetersiz kalır.
Daha evvel defalarca stüdyoları basılan, (arama değil) Med ve Medya tv gibi önemli televizyon kanalları haksız yere kapatılan Kürt medyası her ne kadar bu türden baskın ve şiddet yöntemlerine yabancı değilse de buna asla ’alışmayacaktır’ ve gereken tepkisini hem hukuksal ve hemde demokratik zeminde mutlaka gösterecektir..
Kürt halkı yaşadığı her alanda zaten yıllardır ayaktadır ve tepkisini göstermektedir.
Fakat gelinen aşamada ’Kınıyorum’ demek yetmiyor, yetmeyecektir..
Çünkü Kürt halkı ve onun siyasal, kültürel ekonomik değerleri ve kazanımları bir kez daha uluslararası çıkar ve kirli ilişkilere alet ve kurban edilmek istenmiştir.
Almanyanın daha önce hem Özgür Polikata merkez bürolarını, çalışanlarının ve muhabirlerinin, yazarlarının evlerini eş zamanlı basarak kapattığı, haksız yere yasakladığı biliniyor ve bu hukuk davası ise halen Berlin;de görülmeye devam ediyor.
Yine Almanya Wuppertal stüdyolarını bastığı ve Roj tv yayınlarını yasakladığı ve hatta program yapımcılarının katıldığı (katılacağı) panelleri yasakladığı biliniyor.
Aynı Almanyanın Roj tv yasak kararının kaldırmasının bir hafta sonrasına denk gelen böylesine şiddetli bir baskının ayrıntıları ve uluslararası aktörl ilişkileri irdelenmeyi gerektirir.
15 Şubat uluslararası komplosunun 12.Yılında sayın Öcalan; Komplo boşa çıkmıştır demesi ardından gelen bu baskınları ratgele bir uygulamanın ötesinde ele almak gerekiyor.
KCK’nin ısrarlı barışçıl çabaları ve makul çözüm önerileri, DTP’nin yasaklanması, BDP üzerinde devam eden devlet terörü ve sözde açılımın(ların) geldiği nokta beraber ele alınmalıdır..
AKP hükümetinin diktatörce uygulamaları ile yargı-yürütme ve iktidar arasındaki çekişme ve bu çekişmenin Kürt halkı üzerindeki uzlaşmaları görülmelidir..
Yine ABD’ de her yıl temcit pilavı misalı ısıtılıp tekrardan bir sonraki 24 Nisana kadar buz dolabına konulan ’Ermeni Soykırımı Tasarısı’ meselesinin oylama saatlerine denk gelmesi irdelenmeyi gerektirir. Aslında her 24 Nisan öncesi ABD, Ermeni halkıylada her yıl alay etmektedir.
Uluslararası gerekçeleri sıralamakla bitmez..
Baskılar ve şiddet her gün farklı yerlerde ve farklı ellerle devam edecektir ancak baskıya mağruz kalanlar ise hiç değişmeyecektir.
Dolayısıla Kürt halkının daha dikkatli ve daha uyanık olması gerekmektedir.
Bu durumda Roj tv’ye ve kurumlarımıza sahip çıkmak için ’Kınıyorum’ demek önemlidir ama yetmeyecektir.
Roj tv yetkilileri manevi zaraların dışında şu an itibarı ile Milyonlarca kayıptan bahsediyor. Yüzlerce bilgisayar, teknik malzemeye el konulmuş ve ortalık harabeye çevrilmiştir.
Başta Kürt işadamları, esnaflar olmak üzere Roj tv’ye ’İlan-Reklam’ vererek destek olmalıdır. Bu ilanlar gazete üzeride olabilir, bir günlüğü gazeteye bir günlüğüde Roj tv olmak üzere iki yada üç günlük ücret vb ödeme şeklinde olur ve bütün okurlar, yurtseverler bu sürece katılabilir. Böyle olunca belki ’Kınamak’ anlamı olacaktır, aksi halde yaşananlar karşısında kınıyorum demek yetmiyor, yetmeyecektir.
Y.Özgür Politika
|