Ben kadınım, Bir Kürt Kadınıyım. Ben hayatın ta kendisiyim, yaşamı varedenim. İnsanım ben, insan… Beni de bir kadın doğurdu, sizleri de. Bir kadın olarak öfkeliyim, kızgınım, erkeklere, ataerkil egemen zihniyete. Cinsiyetimi ben belirlemediğim gibi, siz de yargılayamaz, bedenimi , düşüncelerimi hiçe sayamaz, hor kullanamazsınız.
Ben kadınım
Bir Kürt Kadınıyım.
Ben hayatın ta kendisiyim, yaşamı varedenim. İnsanım ben, insan…
Beni de bir kadın doğurdu, sizleri de.
Bir kadın olarak öfkeliyim, kızgınım, erkeklere, ataerkil egemen zihniyete.
Cinsiyetimi ben belirlemediğim gibi, siz de yargılayamaz, bedenimi , düşüncelerimi hiçe sayamaz, hor kullanamazsınız.
Beni tecavüz edemezsiniz. Benim gücüme karşı güç gösterisi ve düşmanlıkla, öfkeyle aslında ZAVALLI zihniyetinizle, beni teslim almak için tecavüz edemezsiniz.
ZAVALLISINIZ.
KORKAKSINIZ DA…
Çünkü zavallılık ve korkaklık sizlere tevacüzü dayatıyor.
Neden tecavüz ediyorsunuz? Bunu düşünüp kendinize itiraf edebiliyor musunuz?
Sanmıyorum…
Bu kadar cesaretli ve erdemli olabilseydiniz, buna, sizi doğuran kadınlara saygınızdan karşı çıkardınız.
Kadın, nedir kadın? Kadını nasıl tanımlıyorsunuz? Tanımladığınız ölçüde kadına görevler biçip nasıl şekillendiriyorsunuz?
Acı gerçekleri sıralamak, gerçeklerle yüzleşmek erkek zihniyetine zor gelir ama kusura bakmayın yaşananlara dayanarak şu iki üç satırı okuyun…
Kadın, erkek zihniyetine göre; yemek yapan, çocuk doğuran, cinselliği görev olarak benimseyen, itiraz etmeyen, direnmeyen, kapı arkasında tutulan, kocanın mülkü sayılan, evde kocası tarafından, dışarda erkek egemen tarafında güç göstergesinin, şiddetin, öfkenin , düşmanlığın deşarj edilmeye çalışıldığı bir esarete , esirliğe teslim olmaya zorlanandır. Acısını, öfkesini bile dışa vurmayan, burnu kesilen, egemen zihniyetinin belirlediği kurallar dahilinde namusa kurban verilen kadındır.Yine kadın olan bir ana tarafından oğluna kurban seçilmek için, gelin almadan önce yatağına girilen, teni koklanan, döşek kaldırabilir mi diye el bileklerinin kalınlığına bakılan, çocuk doğurabilir mi diye kalça genişliğine bakılarak seçilen bir köledir kadın. Savaşlarda, evleri talan edilen, çocukları, eşleri gözlerinin önünde infaz edilen, tecavüz edilendir. Zindan içinde zindan yaşayandır.
Kadın, savaşlarda intikam aracı olarak algılanarak tacize ve tecavüze uğrayandır.
Kadın, çocuklarının yaşamlarını sürdürebilmek için egemenlerin çöplüğünde vücutlarını satmak zorunda bırakılandır.
Kadın, savaşın neden olduğu yoksulluğun, göçün kurbanıdır.
Kadın, yok sayılandır. Evde, işyerlerinde, yönetimlerde kısacası hayatın her alanında yok sayılan…
Yoksayılmanın dayanılmaz ağırlığını taşıyandır…
Analık, anaçlık, yaratıcılık,sahiplik duygusu gibi güçlerinden korkulduğu için yok sayılandır.
Kadın, gücünün farkında olup, barışta ısrarcı olduğu ve mücadelesini yükselttiği için korkulandır.
Bu ülkede kadın olmak, hele bir de Kürt Kadını olmak kızgınlığı ve öfkeyi şaha kaldırıyor.
Egemen başlar, kadındaki gücü giderek görmeye başladığı için, yok saymaya, imhaya heflenerek, tecavüz kültürlerini daha da derinleştirme çabasındadırlar.
Kadının direnmesi, güçlenmesi, dirilişi,tecavüz kültüründeki güç, denetleme, öfke ve düşmanlık gibi temel etkenleri hırçınlaştırmaktadır.
Nitekim yapılan istatistikler, yaşanan tarih buna tanıktır.
Tecavüz edilen kadın, eden erkektir.
Tecavüz, cinselliğin değil, saldırganlığın ifadesidir.
Tecavüz kocanın (egemen zihniyet), karısını boyundruğu altına alamadığı için cezalandırması, onun onurunu kırıp, aşağlamasıdır.
Evet , kadına, savaşa ve tecavüz eden egemen zihniyete dair çok şeyler yazılabilir, söylenebilir, buna satırlar yetmez.
Kürt Halkı, dünya tarihinde tecavüz kültürünün en acımasızca yönlerini yaşıyor. Kimliğine, varlığına tahammül gösterilmeyen Kürt Halkına esareti kabul etmediği için, tecavüz, Türk Devleti tarafından yıllarca, asırlarca farz sayılmıştır. Kürtlere yönelik imha, inkar, soykırım politikalarında özel savaş yöntemi olarak kullanılmış ve kullanılmaya da devam etmektedir.
Türk Devleti, özelinde AKP Hükümeti, kendine verilen misyonu kendine yakışır birşekilde yerine getirmektedir. Gücünün tecavüze yetmeyeceği korkusu ile yandaş güçleri etrafına toplayıp, saldırganlığını arttırmaktadır
Tecavüzcü yanı ile yine kadınları kullanarak"Anaların gözyaşları dinsin" diyerek başlattığı Demokratik Açılımı sürecini kapatmış, panik içinde güç toplamak için, İngiltereye avuç açmıştır.
Kendine uzanan barış ellerine, el bombası bırakmayı tercih etmiş, toprak ana Gaia’yı kanla sulamaya and içmiştir.
Kürt Halkının siyasetçilerini ve barış elçilerini cezaevlerine atmakla, BDP yi kapatmaya çalışmakla, Türk Devleti anca Ortadoğuda da bir güç değil, tarihinin son noktasını koymaya doğru gitmektedir.
Türk Halkı, batıda savaşın acısını yaşamaya başladığında, barışı haykıracaktır.
Bu mu beklenmektedir?
AKP Hükümeti, tecavüzle kumalaştırarak kendine oy veren Kürt seçmenine güvenerek, şovmenlik yapmamalıdır. AKP Hükümetine oy veren Kürt seçmeni, tecavüzü kabul eden, zorla ilişkiye yenik düşen, varlığını , onurunu hiçe sayan kesimdir. Kendi halkına ihanet eden, en tehlikeli kesimdir.
AKP Hükümetine oy vermek tecavüz edilmekte ısradır. Onursuzluktur.
Ancak, Türk Devleti bilmelidir ki, tecavüze hayır diyen, kumalığı kabul etmeyen, onuruna sahip çıkan Kürtlerde vardır.
Ki bildiği içindir, paniklemesi ve saldırganlığının artması.
Türk Devleti Başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan, şunu bilmelidir ki, önceki yazılarımda da değindiğim gibi, biz Analarının Lanetinden kurtulamayacaktır. Cenazelerde savaş duaları etmektense, lanetten korkmalıdır.Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalanın, barış girişimlerini hiçe sayarak, elindeki bombanın pimini çekmekle, ülkeyi intahara sürüklediğini bilmelidir.
Biz kadınlar, savaşı kadermiş gibi sunmanıza hayır diyoruz.
Yüreklice, taviz vermeden, aydınlık yarınlara sevdalanmak için savaşa hayır diyoruz.
Tecavüze hayır diyoruz.
Bu zulüm bitmeli diyoruz.
Haksız Savaşta diretmek , vicdansızlıktır.
Tijda XAKİS
Jiyane34@hotmail.com
|