Tayyip Erdoğan ile 1982 anayasasını halkın önüne koyan Kenan Evren’in yaptığı şeyin aynı olduğuna dikkat çeken BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, “12 Eylül günü boykot oranı evetlerden de hayırlardan da fazla çıkacak. Tüm Türkiye halkı olarak bu faşist anayasaya kırmızı kart göstereceğiz” diye konuştu.
Kışanak: Faşist anayasaya kırmızı kart göstereceğiz
BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya Başbakan Erdoğan’ın hafta sonu kadınlarla yaptığı toplantıyı değerlendirerek başladı. Erdoğan’ın bu ağır yükün sorumluluğunu kadınların sırtına yükleme hevesinde olduğunu ifade eden Kışanak, ‘‘Sayın Başbakan, öncelikle biz kadınlar bu sorununun çözülmesi konusunda elimizden gelen çabayı göstermek için senden icazet beklemiyoruz. Biz kadınlar savaşan sona ermesi, barışın gelmesi, herkesin eşit ve kardeşçe barış içerisinde yaşaması için üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz. Öncelikle bunu bil ve bize talimat vermeye, icazet çıkarmaya çalışma” dedi.
Erdoğan’ın, herkesi dinliyormuş gibi yapıp, yine kendi bildiğini okuduğuna dikkat çeken Kışanak, Başbakan’ın toplantıda önerilerde bulunan kadınlara haddini bildiren bir konuşma yaptığını söyledi. Erdoğan’a, “Akıl verme, biraz kulak ver” diye seslenen Kışanak, “Eğer zere kadar bu ülkede akan kanın durmasına dair vicdani bir sorumluluk hissediyorsa, artık akıl vermekten vazgeçsin, bu halkın sesine kulak versin” dedi.
Kadınlarla yapılan toplantıda Erdoğan’ın sözünü ettiği Barış Anneleri üyesi Sakine ananın ömrünün Kürt sorununun tarihçesi gibi olduğunu belirten Kışanak, “Sakine ana ‘bir asker öldüğünde benim yüreğim yanıyor’ diyor. Başbakan bunu anladığını söylüyor. Bunu anlasa Sakine anaya ‘çocuklarını teröre kaptırdın’ demez. Sakine ananın yaşadıkları terörse eğer bunun bir tek adı vardır o da devlet terörü. Eğer Başbakan, Kürtlere uygulanan bastırma harekatlarını katliamları 12 eylül zindanını Amed zindanında Kürtlere yapılan vahşeti anlamamışsa, ne sakine anayı, ne de onun gibi olan asker analarını anlamaz. Başbakan’ın bunu anlayacak kadar ne yüreği, ne de vicdanı vardır” diye konuştu.
KADINLAR HESABINI SORACAK
Başbakan, kadınlara Arjantin ve İrlanda’dan örnekler vermesini de değerlendiren Kışanak, “Bu örneklerle kadınlara tavsiyede bulunuyor, diyor ki ‘siz de onlar gibi yapın’. Sen önce git Arjantin’de ve İrlanda’da ne yaşandı, bu sorunlar nasıl çözüldü, bunu öğren ve kendi yapman gerekenleri yap. Ondan sonra kadınlara akıl ver. Sen 8 yıldır Başbakansın, onlar da 8 yıldır Galatasaray Lisesi önünde oturuyorlar. Aklına bir gün geldi mi ‘hele bir sorayım bunlar ne diyor’ diye? Şimdi kalkıp kime ne akıl veriyorsun” diye sordu. Eşi faili meçhul cinayete kurban giden Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’a işaret ederek, “Arkadaşımız üç yıldır defalarca kürsüye çıktı bu dramı dile getirdi. Duyan olmadı. Başbakanın kulakları buna sağır” dedi. Başbakan’ın kadınların taleplerine kulak tıkadığını ifade eden Kışanak, “Kadınların barış taleplerine kulaklarını tıkayan sizsiniz, bunun da hesabını kadınlar size soracak” diye konuştu.
Sanatçılardan ve aydınlardan oluşturulan 50 kişilik ‘Biz Karadeniz’in Çocukları İnisiyatifi’nin bu çabasını anlamlı bulduklarını belirten Kışanak, “Kendisini aslen Karadenizli zanneden Başbakan’ın hiç değilse bu Karadeniz uşaklarının sesine kulak vermesini tavsiye ediyoruz” dedi.
Erdoğan’ın, liderlerle yaptığı görüşmelerin ana temasını ‘yeniden şiddeti nasıl tırmandırırım, daha fazla insan öldürebilirim’in oluşturduğuna dikkat çekerek, özel birlik oluşturma politikalarını eleştirdi. Erdoğan’ın, özel birlik yöntemini kendi planı gibi ısıtıp topluma yutturmaya çalıştığını ifade eden Kışanak, özel birliklerin istihdam biçimi olarak gösterilmesini ise sert bir dille eleştirdi. Kışanak, “Yani ‘ben para vereceğim, ölmeyi öldürmeyi kabul edeceksin’ diyorlar. Yoksulların canı bu kadar mı değersiz? Başbakan bu sorunun cevabını vermek zorunda. Başbakan’a bir kez daha tavsiyede bulunuyoruz, denenmiş yollardan gitmeyin, giderseniz varacağınız durak bellidir. O durak şimdiye kadar bu şeiddeti en iyi ben tırmandırırım diyenlerin gittiği yer olacaktır” dedi.
ORDU PKK’Lİ SUBAY VAR HABERLERİ YALAN
Son günlerde basın aracılığıyla da bir kara propaganda ve yalanlarla psikolojik savaşın yeniden güçlendirilmek istendiğine işaret eden Kışanak, “Eğer Kürt sorununu çözmek istiyorlarsa fazla bir şey yapmalarına gerek yok, sadece yalan söylemesinler bu sorun yine çözülür” diye konuştu. Kışanak, TSK’nin içinde PKK’li subayların olduğu yönündeki haberlere işaret ederek, “Türkiye halkını ne olur akılsız yerine koymayın. Bu ordunun içinde PKK’yi destekleyen üst düzey insanlar üç yıl boyunca bu orduda nasıl barınabiliyor” diye sordu. Kışanak, özellikle AKP medyasının bu tür haberlerle yayın yaptığına dikkat çekerek, “Biz şunun cevabını istiyoruz, bu ülkede her şeyin üstünü nasıl örtbas ettiklerini, insanları öldürüp nasıl PKK’nin üzerine atmaya çalıştıklarını görüyoruz. O zaman bu olayda bütün boyutlarıyla araştırılsın istiyoruz” dedi. Medyaya da çok büyük sorumluluk düştüğünü ifade eden Kışank, “Medya ‘1990’lı yıllarda ben gerçekleri yazsaydım bu ülkenin durumu bu mu olurdu’ diye sormalı kendine” diye konuştu.
Barış Grupları’nın geri dönüşlerine de değinen Kışanak, bu grupların Habur’dan Türkiye’ye giriş yapmalarının AKP’nin açılım sürecinin en olumlu gelişmesi olduğunu ancak devamında ise devamında olumsuz gelişmelerin yaşandığını hatırlattı. Başbakan’ın bu gelişlerin ardından “ ‘sil baştan yaparız’ demişti daha sonra bu sözünü geri aldı. Ama uygulamalarda sil baştan dan fazlasını yaptı” diyerek, Barış Grubu üyeleri hakkında açılan davalara ve bazılarının tutuklanmasına dikkat çekti. Bu grupların çözüm için geldiklerinin altını çizen Kışanak, “Ama onların bu sözünü hükümet suç saydı” dedi. bunun üzerine Barış Grubu’nun geri döndüğünü ifade eden Kışank, “Bu dönüşler sahte açılım politikasına vurulmuş en büyük tokattır” diye konuştu. Kışanak, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Barış Grupları’nın geri gidişlerine ilişkin dile getirdiği, ‘keşke gitmeselerdi, burada kalıp barışa katkı sunsalardı’ sözüne tepki göstererek, “Sayın Bakan, bu kişiler hakkında açılan davalardan haberin yok mu, ceaveinde mi barışa katkı sunacaklar? Siz onlara cezaevi kapısını gösterdiniz. Onlarca yıl cezaevinde yatın dediniz. Cezaevinde yatarak mı barışa kattı sunacaklar” diye sordu.
NE BU DÜNYADA NE DE AHİRETTE YERİNİZ YOK
Gerilla cesetlerine yapılan muamelelere ilişkin henüz Erdoğan’ın bur açıklama yapmadığına işaret eden Kışanak, “Başbakanın, bu cesetlere işkence yapanları ortaya çıkartmak diye bir derdi var mı yok mu? Eğer bunları ortaya çıkartmıyorsa bu işkence yapanların suçuna kendisi ortaktır, sorumlusu Başbakan’dır, İçişleri Bakanı’dır. Bunu yapanların ne bu dünyada ne de ahrette yeri yoktur. Başbakan bunun farkında olsun” dedi.
Erdoğan’ın, grup toplantısında 12 Eylül darbesi döneminde yaşanan dıramları anlatarak, o günleri yaşayanlar üzerinden siyaset yaptığına işaret eden Kışank, “O dönemlerde bizim yaşadığımız acılar üzerinden siyaset yapmaya kalkışınca dayanamadım. 12 Eylül’de 1980’den 1982’ye kadar Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu kaldım. Görmediğim işkence kalmadı, halen vücudumda işkence izleri duruyor. Bunun üzerinden siyaset yapmak Tayyip Erdoğan’a düşmez. Benim yaşadığım acılar üzerinden lütfen siyaset yapmasın, biraz dürüst olsun. Bana 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde işkence yapanlardan hesap sormak için Anayasayı mı değiştirmek gerekiyor. Sekiz yıldır iktidardasın, Diyarbakır, Mamak, Metris cezaevlerinde işkence yapanları yargılamak için elini tutanlar mı vardı” diye sordu. Cezaevinde aylarca ‘Türküm demedikleri’ için işkence gördüklerini belirten Kışanak, “Bugün Türk etnik kimliği üzerine kurulu anayasanın ömrünü uzatmak isteyen AKP, benim üzerimden siyaset yaparak bana bu anayasaya evet oyu verdirtemez. Bu paket geçse bile o darbecileri yargılayıp, yargılayamayacağınız meçhul. Eğer bugün o gözyaşların sahte değilse, timsah gözyaşları değilse derhal o dönemle ilgili soruşturma başlatırsın, komisyon kurarsın. Ama tam tersine bizim bu konuyla ilgili verdiğimiz bütün önerileri reddettiniz. Bu kadar iki yüzlü, bu kadar sahtesiniz” dedi.
Toplumun çeşitli çevreleri tarafından anayasa değişikliği için önerilerde bulunulduğunu ancak Erdoğan’ın, halen kimsenin anayasa değişikliği konusunda AKP’ye öneride bulunmadığını söylediğine işaret eden Kışanak, “Ayıp” dedi. AKP’nin değişiklik paketinin yama olduğunun altını çizen Kışanak, “AKP yaptığı bu yama ile makyajla, lime lime olan faşist anayasasını tamir edip yoluna devam etmek istiyor. İşte bu oylama da verilecek evet oyları 12 Eylül faşist darbe anayasası ile devam edelim anlamına geliyor. Bunu herkesin çok iyi anlaması gerekiyor. AKP bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Hem faşist, tekçi vesayetçi anayasanın ömrünü uzatmak istiyor, hem de çıkacak sonuca göre akpnin hanesine bir başarı yazmak ve bunu halka onaylatmak istiyor” dedi. AKP’nin ve Erdoğan’ın yaptığı ile 1982 anayasasını halkın önüne koyan Kenan Evren’in yaptığı şeyin aynı olduğunu vurgulayan Kışanak, “Biz vallahi ikinizi de rerdediyoruz” diye konuştu. Tüm Türkiye halkına referandum konusunda seslenen Kışanak, şunları kaydetti:
“Halkımız, tüm Türkiye halkı bu referandumda sandığa gitmeyerek, ben 12 Eylül faşist anayasasını yamalı da olsa kabul etmiyorum; yeni anayasa istiyorum diyecek. 12 Eylül günü biz inanıyoruz ki boykot oranı, evetlerden de hayırlardan da fazla çıkacak. 12 Eylül sabahı biz tüm demokratik güçlerle halkçı bir anayasayı inşa süreci başlatacağız. Türkiye halkı yeni bir anayasa istiyorsanız sandık başına gitmeyin . Tüm Türkiye halkı olarak bu faşist anayasaya kırmızı kart göstereceğiz.
ANF NEWS AGENCY
|