Hatıra yazmak, portre yazmak bence dünyanın en zor işidir. Portre yazarken ya o adamla uzun soluklu bir yaşamınız olacak ya da çok araştıracaksınız. Yaşanılmamış, birlikte olunmadan yazılmış portrelerin bir yanı muhakkak eksiktir. Hatıra yazarken de o şahısla ilgili tarihe yanlış not düşmemek, haksızlık yapmamak gerekli. Sürgünde Kürdistan Parlamentosu döneminde ziyaret ettiğimiz, görüştüğümüz yüzü aşkın portre var. Demirel’den Cindoruk’a, Tansu Çiler’den İsmet Sezgin’e… Hayri Kozakçıoğlu, Ünal Erkan, eski dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu, Hikmet Çetin, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzhak Alaton, Yalım Erez ve Prof. Memduh Yaşa’dan tutun da Melik Fırat’lara kadar onları aşkın Türkiye içi portre var belleğimizde…
Her nedense Hafız Esat’ın kardeşi Cemil Esat’tan başladık… Hafız Esat’tan önceki Suriye istikrarsız bir ülkedir. Şükrü Kuvvetli, Edip Çiçekli, Hüsnü, Zaim, askeri darbelerle birbirini devirerek iktidara oturmuşlardır. Nuseyri mezhebine mensup olan Esat Ailesi ile Suriye istikrar kazandı. Suriye’yi üç defa ziyaret ettim… Birisi 1994, diğeri 1995 ve en son 1998…
Öcalan Şam’da otururken, 1996’da Cemil Esat Avrupa’ya, Paris’e gelmişti. Öcalan, PKK Avrupa Örgütüne talimat verir ve der ki, Cemil Esad Fransa’ya geldi, Yaşar Amcanız yanına birkaç din adamını alarak gidip ziyaret etsin. Randevu alınmıştı, tercümanlığımı Suriyeli bir Kürt olan ve doksanlı yıllarda ERNK’nin o dönem temsilciğini yapan bir arkadaşım yapacaktı. Yanıma beş din adamı aldım. Birisi Sun-i, birisi Alevi, birisi Yezidi idi, bir Asuri biri de Keldani idi. Sohbet ede ede Brüksel’den Paris’e geldik. Görkemli bir apartman, güvenlik ile donatılmış… Kendimizi tanıttık, bizi buyur ettiler. Apartmanın çok geniş salonuna oturduk. Tercüman arkadaş önce bizleri tek tek tanıttı.
Yolda giderken herhalde yarım saat, yahut kırk beş dakika görüşme için kafi gelir diye düşünmüştüm. Söz sözü açtı. Kısa değil, uzun konuştuk. Dost bir tavır içindeydi mütteyin bir insandı.
‘’Allah’a şükredin ki, Kürdistan devrimi bir yere geldi, bir merhaleye ulaştı’’ diyordu.
İstihbaratın (muhaberat) ona bağlı olduğu söylenirdi. Çelebi tavrı anlattıkça anlattı:
‘’Ben ayağıda lastik ayakkabı geçirerek Bekaa dahil bir çok yeri gezdim. Parlamento’da Kürt Milletvekilleri var. Buradaki Kürtlerin bir sıkıntıları olduğunu sanmıyorum. Kürtler sadece vatandaşımız değil, aynı zamanda dostumuzdurlar. Suriye kendine göre kalkınan bir ülke, turizm çok zayıf, döviz olarak gelirimiz az. Demokrasi elbette ki her ülkenin ulaşmak istediği bir yer, ama Ortadoğu’da şartlar değişik. Devrimden sonra Hama ve Humus’ta, İslam Kardeşleri (Exwani Müslümin) isyan ettiler. Devrim Komuta Konseyi silah kullanarak isyanı bastırdı. Gezdiyseniz hala orada mermi izleri var. (Evet ben 1994’te gezip görmüştüm. Y.K) Ağabeyim bildiğiniz gibi Pilottu. İsyanın bastırılmasında hava kuvvetleri büyük rol oynadı…”
Sonra altmış yedi savaşı, Golan Tepeleri konuları açıldı. Uzun uzadiye konuştu. Ben, başta Suriye’nin Kürt halkının dostu olduğunu, Seyh Sait baş kaldırısından sonra bir çok Kürt aydının ( Bın xette) Suriye’ye geldiğini, başta Bedirxaniler, Cemil Paşalar, Memduh Selim Beyler ve daha bir çok Kürt aydınına kucak açtığı için bunun Kürtler tarafından unutulmadığını söylemiştim. Bundan memnuniyet duyduğu belliydi.
Öcalan Şam’da idi, çok sıkı kontrole rağmen Suriye Kürt hareketine kucak açmıştı, onu da uzun, uzadiye konuştuk. Onlar PKK’ ye (Hizbul-Amal Kürdistan) Kürdistan İşçi Partisi diyorlardı. Nitekim Roma’da Askeri Hastanede ilk gece, Öcalan bana şunları söylemişti:
‘’Hoca Hafız Esat ailesi bizi on beş yıl Şam’da misafir etti, ama bak Simitis (Yunan Başbakanı) bize bir gün bile tahammül edemedi, belli ki bu mesajda o aile aleyhine bir şey yazmamamızı istiyordu. Akşamın geç saatinde Paris’ten yola çıkıldı. Çeşitli düşüncelerle, yorumlar yaparak Brüksel’e döndük. Bunları yazarken tarihin ve şartların elvermediği bazı konuşmaları yazmadım, ayrıca Öcalan’la olan şahsi dostluğuna sık sık vurgular yaptı.
Biz de bu dostu unutmadık. Vefatında, yeğeni, şimdiki Devlet Başkanı Beşar Esat’a şu telgrafı göndermiştim.
‘’Mütedeyyin insan Amcanızı tanımaktan memnun olmuştum. Kendisine Allah’tan rahmet diler, acınızı paylaşırım. Hepinizin başı sağ olsun…"