İktisat Fakültesinde okuduğum altmış- altmış beşli yıllarda Alman Profesör bir hocam vardı. Ne sol solcuydu ne de sağ sağcı... Sol, Kemalizm’in versiyonu idi; sağ, çağ dışı bir ırkçılığı temsil ediyordu. Derste herhangi bir öğrenci bu hocaya esaslı bir soru sorsa, hemen işaret parmağını dudaklarına götürür ve şöyle derdi; "sus" FŞİZMUS.
Bastırılmış toplum şimdi konuşuyor.
Birisi diğeri için "suya sabuna dokunmayan adam" deyince yakınındaki bağırmış:
"Amma pis adam!"
Öyle ya, sabunun ve suyun yoksa kirlilik ne ile temizlenebilir. Türkiye Cumhuriyeti ABD, AB ve kahraman Ergenekon savcıları sayesinde kendisini katır yüklü sabunlarla yıkamaya, paklamaya çalışıyor. Yıkasın biz de görelim. Bu mahkemeler sayesinde elli yılda edinemediğimiz, darbe, faşizm, komplo, cinayet kültürü edindik. Bu elbette ki bir kazançtır. Susan Türkiye’den, konuşan Türkiye’ye geldik, bu yeni bir dönemdir. Bu yolun geri dönüşü yoktur.
Üstat Musa Anter anlatırdı, derdi ki; İkinci Dünya Savaşı sırasında Bulgarların STEFAN ajansı diye bir haber ajansları vardı. Bütün haberleri yalandı, onun için birisine yalan deneceği zaman STEFAN ajansı gibi derlerdi. Sağda solda o kadar STEFAN ajansı var ki, doğru ve haber değeri olan haberleri bulmak, pirincin taşını ayaklamak kadar zordu. Tavsiye ederim, eğer keyifli bir yaşlılık yaşamak istiyorsanız Kürt dünyasını takip edin, yaşlanamazsınız, orada her şeyin tuzu biberi var. Öyle gözüküyor ki, yaşımız el verse çok şey göreceğiz. Beni dinlerseniz kendinize bir ciddiyetler dünyası kurun; Aşk-ı Memnu, Hanımın Çiftliği Ezel, Bu Yürek Seni Unutur mu dizileri ile Hülya Avşar’ın programlarını izleyin. Size mi kalmış suya ve sabuna dokunmak! Bu Yürek Seni Unutur mu dizisi aklıma gelmişken, ‘’Diyarbakır zindanı’’ filmini yapan arkadaşlar birkaç gün önce Güney Kürdistan’a gelmişlerdi, sohbet etmek imkanım oldu. Orada çevrilecek sahneler için hapishane, koğuşlar, askerler, gardiyanlar, işkenceciler, ne lazımsa, yeni ve modern Kürt ordusu her türlü yardımı yapıyor. Memnuniyet vericidir. Kürdün tarihsel yükünü zindanlarda omzuna alanlara ve bu zindan filmini tarihimize kazandıranlara çok şey borçluyuz.
Biz gelelim FAŞİZMUSA;
Beyni dağılmış bir toplumun, bir milletin elbette ki bu beyin işgalinden kurtulması kolay değildir... Rahmetli büyük romancı ve roman yazarken tarih de yazan Kemal Tahir bana dedi ki:
"Yaşar Kaya, Hacı Bekir’in çifte kavrulmuş lokumu gibisiniz; biz ABD kölesiyiz, siz Kürtler de bizim kölemiz."
Sizden kolay kolay adam çıkmaza getiriyordu. Haksız da değildi; beynimizi teslim alanların faşizmi hazırdı ve zerre zere bize zerkediyorlardı.
İlk okul ve Orta okulda şunlar ezberletilirdi;
Bir Türk dünyaya bedeldir... Türk övün, çalış, güven... Varlığın Türk varlığına feda olsun. Altaylardan attığım ok, Alp dağlarını aştı... Yahut Hint, Çin, İran’a kadar dört yana at salmış, doğudan batıya dolu dizgin geçmişiz. Mohaç Türküsü, Tuna Boyları... İşgal ettikleri ülkelerdeki kadınlara ve diğer ganimetler nasıl el koyduklarını ballandıra ballandıra anlatırlardı.
Veya;
Ben bir Türk’üm, soyum, ırkım uludur, tuttuğum yol Allah yoludur. Sonra Bağdat Seferi, Yemen Seferi, Çaldıran, Plevne... Ilgıt ılgıt kanım damlar çimene, Meşrutiyet, Tanzimat, Cumhuriyet... Bunca nutuk, bunca ferman, fakat köylümüzün elinde yine kara sapan, yarısı aç, yarısı tok, perişan...
Geldik cumhuriyete;
Kürde, Komüniste, İslamcıya kılıç salladık, söylem değişti. "Orada erdi Musa, orada doğdu İsa Mekke Arap’ın olsun Çankaya bize yeter!" (Behçet Kemal Çağlar)
Elli yılda çok partili, Filipin Demokrasisi... Asker vesayetinin Filipin verdiği kadar politika yaptı sözüm ona politikacılar.. Şimdi de Asker ve Ergenekon, adım atan Tayip Erdoğan’a yargıyı musallat etmiş, vuruşma devam ediyor. Bu işin galiba dış destekli AKP’dir. Birileri iki geri bir ileri sayıp duruyor. ABD’li Generaller ve Milli Savunma Bakanları bu ara Türkiye’ye çok sık gelip gider oldular. Ortadoğu’da kurtlar sofrasında gizli pazarlıklar devam ediyor: İlkbahar aylarında yeni gelişmeler göreceğiz: Bu arada Kürtler çakıl taşı gibi ufalıp gitmeseler bari.
***
Son otuz yılın cefakeş halkı ne yapacak, bu çok önemli. Legal Kürt politikası üstüne oynayanların şansı bol olsun.
Güney'de seçimler çok önem taşıyor. Bir yazarın dediği gibi, Güneyli Kürtler Arap’lara demokrasi dersi veriyor. Düne kadar ihanetle suçladıkları Barzani’ye, başarılı politikalarından dolayı Sayın Barzani demeye başladılar, herkes kendi işini yürütüyor. Bizden duacı olmak. Herkesin söyleyecek bir sözü var, halden bilene.