Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Taraflar mevzide
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Evetçiler
Hasan Bildirici
Aydın Dere
AKP ve PKK
Aydın Dere
      
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 72

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Murat Belge ile söyleşi
Röportajlar Dizisi - Hülya Yetişen
Röportajlar Dizisi - Hülya Yetişen

Tarih: 3 Temmuz 2010 Cumartesi



Murat Belge 1943’te Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1966). Aynı üniversitede asistanlık ve doktora yaptı. 1980’de doçent, 1997’de profesör oldu. 12 Mart’ta tutuklandı.

Belge, 1981 yılında YÖK’ün kuruluşundan sonra üniversiteden istifa etti. Halkın Dostları ve Birikim Dergileri’nin kurucuları arasında yer aldı.. Radikal’dan önce Milliyet, Politika, Demokrat ve Cumhuriyet Gazeteleri’nde yazdı. 1983 yılında İletişim Yayınları’nı kurdu. Haftalık yeni Gündem Dergisi’nin kurulmasına önayak oldu. 12 Eylül sonrası Aydınlar Dilekçesi’ni örgütleyenlerden biri olarak yargılandı. İnsan Hakları Derneği’nin kurucularındandır.

Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin uluslararası Başkanlığını da yapan Murat Belge halen Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.W. Faulkner, James Joyce, Patrick White, Dickens gibi yazarların kitaplarini Türkçeye çevirdi.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yeğeni olan Murat Belge. Sinema Sanatçısı Hale Soygazi ile evlidir.

Kitapları: 

Tarihten Güncelliğe- 1986 Alan Yayınları

Edebiyat üzerine yazılar- 1998-2003 İletişim Yayınları

Boğaziçi’nde yalılar,insanlar-1997 İletişim Yayınları

İslamiyet ve Barış Tartışması-M. Belge,D.Perinçek,A.Dilipak-1997 Kaynak Yayınları

Sosyalizm, Türkiye ve Gelecek-2000 Birikim

Türkler ve Kürtler:Nereden Nereye? 1996 Birikim

Linç Kültürünün Tarihsel Kökeni:Milliyetçilik-M.Belge,Berat Günçıkan-2006 Agora

Tarihten Güncelliğe-1997 İletişim

12 yıl sonra 12 Eylül-1993 Birikim

Osmanlı’da Kurumlar ve Kültür-2005 İstanbul Bilgi Üniversitesi

Yaklaştıkça uzaklaşıyor mu?-2003 Birikim

Tarih Boyunca Yemek Kültürü-2001 İletişim

Türkiye’nin Halleri-2003 Liberte

Marksist Estetik,Christopher Caudwell üzerine bir inceleme-1997 Birikim

İstanbul Gezi Rehberi-2007 İletişim

İstanbul Gezi Rehberi-2007 Tarih Vakfı Yurt

İstanbul’u Gezerken-1998 Tarih Vakfı Yurt

Adım Adım İstanbul Boğaziçi- üsküdar- Tarih Vakfı

Turkey FromThe Air- M.Belge, Stephane Yerasimos-1993 Dünya

Türkiye Dünyanın neresinde?-1997 Birikim

Başka Kentler Başka Denizler-2002 İletişim

Kültür Politikaları- M.Belge,Filiz Ali,Cevat Çapan,Onat Kutlar,Ayla Ödeken-Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı

Genesis- Büyük Ulusal Anlatı ve Türklerin Kökeni- 2009 İletişim Sorular 

Hülya Yetişen: ‘Karşılaştırmalı Edebiyat’ üzerine Taraf’da bir yazınızı okumuştum. Sanat ve Edebiyat’ın sınır tanımadığı düşüncesinden yola çıkılarak 19 yy’da böyle bir disiplinin ortaya çıktığını söylüyordunuz. Yeni Dünya’da farklı ulusal kimliklere sahip olup da egemen dilde yazanları nasıl tanımlamalıyız? Türkçe edebiyat ile Türk edebiyatı aynı şey mi? Kürdün yaşamını Türkçe yazan Kürt Edebiyatçısını nerede görmek gerekiyor?

Murat Belge: Yazarları ve genel olarak sanatçıları her bakımdan özgür bırakmak gerekir. Yazar kendisini hangi dilde daha verimli hissediyorsa, öyle yapabilmelidir. Sorun "dil"se, yazar dille ne yapmak istiyor, dilden ne bekliyor? Bir Kürt yazar olarak Mehmet Uzun iki dilde de yazmıştı. Ama Kürtçe’yi bir edebiyat dili haline getirmek istiyordu. Bu da yazar için çok doğal ve meşru bir istektir. Ancak, biri bunu istedi diye herkesin böyle yapması için kural çıkarılmaz. Bilinen bir başka örnek de James Joyce’dir. Onun gençliğinde İrlanda milliyetçileri gelişmemiş Gaelic Dili’nde bir edebiyat olmasını istiyorlardı. Bu nedenle yazarları zorlayıp, o dilde yazmayanı kınıyorlardı. Joyce, Ulysses, Finnegans Wake gibi romanları ingilizce yazmaya hazırlandığı için bu baskıyı (ve milliyetçiliğe herhangi bir şekilde hizmet etmeyi) reddetti. Yazacağı romanlar, işlek ve gelişkin bir dilde yazmayı gerektiriyordu.

Ayrıca dünyanın her yerinde bir "Irish Pub" bulursunuz; niçin bunların en az yarısı "James Joyce Pub" adını alır? Peki Ne yapmıştır Joyce, İrlanda için?

Başka önemli bir İrlandalı yazar da , Samuel Beckett’tir. O daha da tuhaf bir şey yapıp eserlerinin çoğunu Fransızca yazmıştır.. Bu konularda ne yapacağını en iyi yazarın kendi bilir.

Hülya Yetişen: ‘Genesis, Büyük Ulusal Anlatı ve Türklerin Kökeni’ adlı kitabınızda, Kemal Tahir’in ‘Ana’sı, Tarık Buğra’nın ‘Osmancık’ ve Erol Toy’un ‘Azap Ortakları’ndan yola çıkarak, Peyami Sefa, Nihal Atsız, Halikarnas Balıkçısı’na kadar uzanan ulusal anlatı romanlarının, Türk kimliğini inşa etmeye yönelik romanlar olduğu kritiğini yapıyorsunuz. Yazın sanatı içinde, edebiyatta bu tür romanları nasıl tanımlamak mümkün? Türklerin kökenini, anlatısının merkezine aldığı bu romanlarda saptadığınız ortak öğeler nelerdir? Başka ülkelerde bu tür yazın etkinliği örnekleri var mı?

Murat Belge: Birçok ülkenin edebiyatında "Ulusal köken" ya da buna yakın tarihî temalar üstüne yazılmış romanlar veya çoğu epik tarzda şiirler bulursunuz. Milliyetçilik çok yaygın bir ideolojidir, ama şüphesiz kendi oluşum koşullarına göre daha kompleksli, daha saldırgan, daha hegemonik olan ya da olmayan milliyetçilik biçimleri de bulursunuz. Amerikalı şair Henri Longfellow Sing of Haiwatha’yı Amerika’nın kökeninin epiği olmak üzere yazmıştır, ama Haiwatha bir Kızılderili’dir.

Saldırgan, iddiacı milliyetçilik, bulunduğu her yerde, benzer yöntemlerle çalışır, benzer malzeme kullanır. Onun için bir ulusun romanındaki iyileri, adlarını ve uluslarını değiştirerek öteki ulusun romanına monte edebilirsiniz; hiçbir şey değişmez. Kadın-erkek rolleri de değişmez.

Hülya Yetişen : Öteki ulusları küçümseyerek, Türk kimliğini yüceltmeye çalışan yazarlara kitabınızın finalinde;.’....Öz , köken diye bu kadar debelenmeyin buna değmez’ diyorsunuz. Milliyetçilik kendini , Edebiyatıyla, Üniversitelerdeki lince varan saldırılarıyla, , yumruklamalarıyla böylesine görünür kılarken, iletişim dilini yaratmanın koşulları nasıl oluşturulacak? Ayrımcılık Türk ve Kürdün algılamalarında böylesine uçurumlar açmışken, Türklerin ve Kürtlerin birarada yaşaması artık mümkün mü ?

Murat Belge : Artık gerçekten çok zorlaştı. Kuşaklar arası bir uçurum da oluştu. Bütün bu patırtının içinde yetisen yeni bir kuşak var. Ve her iki tarafin, gençlerin dilini ne ben anlıyorum ne de onlar benim dilimi anlıyor. Bu açıdan bakıldığında insan ümitsizleniyor. Bütün bunların dışında birarada yaşamayı mümkün kılan demeyeyim, ama teşvik eden dinamikler de var. Kürtler açısından bakıldığında Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkisi, Batı’ya yönelmesi ve kurduğu ilişkiler, Kürtlerin de gelişmesinin yolunu açan bir kapı. Türkiye’den ayrılmış sadece Erbil’le bütünleşip, birleşen bir Kürt toplumu çok yakın bir ihtimal değil bana göre. O zaman Batı’dan kopuk bir ülke olacaktır. Kürtler ve Türkler aslında hem kopuk hem de birarada yaşamışlar. Türkiye’nin birçok yerinde iç içe yaşamaya devam ediyorlar. Arada savaş olmasa bu iki halk birlikte yaşar. Hakkari’de, Batman ‘da taş atan çocuklar kime atıyor, niye atıyor herhalde bana atmıyor, bu çocuklar isyandalar, herkes bize atıyor diye bağırıyor.. Kimse arka plandaki gerçeği görmüyor. Sorunlar çürümeye bırakılmış bir durumda. Bütün bu kötü etkileri ortadan kaldırmak için çabalar da var, ama bunlar ne yazıkki yeterli değil.

Hülya Yetişen: Devlet ve toplum hayatında, bilim ve sanatta, Üniversitelerin rolü oldukça önemli. Üniversitelerin Türkiye’de siyasal hayatın temel kurumları olduğundan yola çıkarsak, Türkiye Akademilerinde Kürtler ve Kürt sorunu üzerine bilimsel araştırmalar var mı? Bilgi Üniversitesi’nde Kürdoloji Bölümü açılacağı haberleri çıkmıştı. Bu doğru mu?

Murat Belge: Bilgi Üniversitesi’nde Kürdoloji ayarında değil, ama Kürtçe dersler şeklinde verildiğini biliyorum. Mardin Üniversitesi’nde böyle bir bölüm kurma çalışması halihazırda var. Bir de Hakkari’deki Üniversitede böyle bir projeden bahsediliyor. Bilgi Üniversitesi’nde bir Kürt konferansi duzenlenmişti. Bu konferansın ağırlıklı olarak görüşüp tartışdığı konu buydu. Tabi ki olaya sadece Kürt dili açısından değil, Antropolojik ve Sosyolojik açıdan da bakmak gerekiyor. Kürtler üzerine, yurt dışında yaygın doktora düzeyinde araştırmaların yapıldığını biliyorum. Büyük kentlerde, mesela İstanbul’daki Üniversitelerde bu konuyla ilgili somut bir çalışma yok benim bildiğim.  

Hülya Yetişen: Kemalist Proje’nin devlet söyleminin aksine, anti- emperyalist bir mücadele olmadığıyla ilgili analizler var. Bu konuda siz ne diyorsunuz? Sizce Kemalizm gerçekten anti emperyalist bir hareket mi? Anti Emperyalist olmanın ölçütleri ne?

Murat Belge: Milliyetçilik 19. yüzyıl boyunca dünyaya yayıldı ve ulus-devleti herkesin ideali haline getirdi. Onun için Birinci Dünya Savaşı’nın sonu, Doğu Avrupa’daki çok-uluslu imparatorlukları da dağıtarak, yeni ulus-devletler yarattı ve çok yerde eski sınırları da değiştirdi. Bunlar tabii çok yerde savaşlarla, çatışmalarla, göçlerle belirlendi.

Türkiye Cumhuriyeti de o yıllarda bu biçimde kuruldu. "Anti-emperyalizm" denilecek bir durum ortada yoktur. Yunanistan’la bir toprak kavgası yapılmıştır. Yunanistan’ı Britanya dışında destekleyen de yoktur. Britanya’nın başında Liberal Parti’den Lloyd George bulunuyordu ve Liberaller, Abdülhamid’den nefret eden Gladstone’den beri Osmanlılar’ın demokrasi ve insan haklarına aykırı uygulamalarına sert tavır alagelmişlerdi. O çağların yaygın Avrupa inanışları çerçevesinde, kendi kültürlerinin başlangıç noktası olarak klasik Yunan medeniyetine büyük saygı duyuyorlardı. Bu gibi tavırları "emperyalizm" v.b. terimlerle dar bir politika alanına indirgememek gerekir. Bana göre, kendisi milliyetçi olan bir ideoloji anti-kolonyalist olabilir (yani, "ulusal bağımsızlık"tan yana), ama anti-emperyalist olmaz

Hülya Yetişen: Kemalist anlayışla demokratik hukuk mücadelesi yürütebilir mi? Daha doğrusu Kemalizm, Demokrasi ve evrensel hukuk doğasıyla bütünleşebilecek bir öze sahip mi?

Murat Belge: Kemalizm özünde Türk milliyetçisi olan bir ideolojidir. Bunu, bir Batıcılık programıyla da birleştirmiştir. Ama Batı’nın demokrasisini, Aydınlanma’nın özgürleştirici içeriğini değil, teknolojik - askerî başarısını kendine hedef koyan bir Batıcılık’tır bu. Osmanlı devletinin çöküş sürecini yaşayan kadroların en büyük hedefi "dışa karşı güçlü" olmaktı. Demokrasiyi bunun engeli gibi görüyor, Batı’nın özendikleri gücünün temelinde demokratik gelişmenin yattığını hiç anlamıyorlardı. Bu nedenle Kemalizm bugünün dünyasında demokrasiyle ve insan haklarıyla, çoğulcu toplum anlayışıyla bağdaşacak bir ideoloji değildir.

Hülya Yetişen: Şeyh Sait İsyanı sonrasında Kürt önderleri, İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandıktan sonra Diyarbakır Sur içinde idam edildiler. Dini vecibeleri yerine getirilmeden orada açılan çukurlara gömüldüler. Daha sonra da Devlet bu Kürt önderlerinin mezarları üzerine rakı fabrikası ve bir bölümüne de bir sinema(Emek Sineması) inşa etti. Yapılan bu muameleyi bir devlet tavrı olarak nasıl değerlendirmek gerekiyor? Devletin Kürtlerden ve katledilenlerin ailelerinden özür dileme gibi bir yükümlülüğü yok mu? Devletlerin hukuku ve evrensel hukuk açısından bunu nasıl izah etmek gerekiyor? Özür dileme sizce neyi ve neleri kapsamalıdır?

Murat Belge: Ulus-devlete geçiş dünyanın hiçbir yerinde kolay ve yumuşak bir süreç olmamıştır. Ancak, geçişi yaşayan toplumun özgül tarihine ve yapısına göre farklı biçimler almıştır. Türkiye çok-uluslu bir imparatorluğun enkazından, çok uzun sürmüş bir yenilgiler ve kayıplar zincirinin arkasından doğduğu için, süreci özellikle zorlu yaşamış bir toplumdur. Koşullarının ağırlığıyla orantılı olarak, savunma refleksleri de sert ve şiddetli olmuştur. İdeal ulus-devletin içerdiği etnik homojenlik hedefi, Ermeniler’in sözkonusu olduğu durumda Kıyım’a, Kürtlerin sözkonusu olduğu durumda asimilasyon politikalarına yol açmıştır. Bu olayların olduğu sıralarda Türk entelicensiyasının dünya görüşü, Sosyal-Darwinism gibi, bugün mahkûm edilen ideolojilerin ağır etkisi altındaydı. Bu ideolojiyi ve yol açtığı sonuçları o günlerin koşulları çerçevesinde de savunmak mümkün değildir. Ama bugün bunları savunmaya devam etmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz... Hiçbir inandırıcılığı olmadığı ve olmayacağı gibi. 

Hülya Yetişen: AKP'nin dillendirdiği "Kürt sorununun çözümü veya demokratik çözüm" söylemi/paketi devletin bir çözüm öngörüsü mü yoksa AKP'nin geliştirdiği bir söylem veya çözüm stratejisi mi? Gerçekten de AKP Kürt sorunu için ne yapmak istiyor? Neleri yapabilir, neleri yapamaz?

Murat Belge: Böyle sorunlarda "gecikme" sorunu çözmüyor, erteliyor, büyütüyor ve içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Bugün Kürt sorunu böyle bir hale geldi. Şimdiye kadarki katıksız baskı politikasıyla bir yere varılamayacağı belli oldu. Buna karşılık, AKP’nin yaklaşımı da büyük ölçüde bir "din kardeşliği" anlayışının ötesine geçmedi. Kazanılan geniş tabanın yanında daha radikal Kürt taleplerini ve bu talepleri dile getirenleri marjinalleştirme gibi bir strateji güttüğü için, bu "kardeşlik"ten kalıcı bir çözüm çıkması beklenemez.

Hülya Yetişen: Kürt sorununun çözümünde yöntem nedir? Bu sorunun çözüm denkleminde başta PKK ve BDP olmak üzere Kürtlere düşen rol nedir? Devletin söylemi ve tutumu nasıl olmalıdir?

Murat Belge: Çözüm bulunacaksa, demokrasi içinde bulunabilir. Ben burada siyaset biliminin "federasyon/eyalet sistemi/kanton sistemi" ve benzeri terimlerinden önce, karşılıklı güven ortamının kurulmasına, bu iki halk arasında kopan diyalog kanallarının yeniden açılmasına, bu gibi, sevgi ve saygıya yönelik eylemlere, güçbirliğine, dayanışmaya inanıyorum. Taraflardan hiçbirinin "hatasız" olduğu kanısında değilim. Herkesin şimdiye kadarki davranış tarzını sıkı bir eleştirirden geçirerek yeni bir uslûp edinmesi gerekiyor. Burada büyük payın Türk tarafına düştüğü çok açık. 12 Eylül uygulamalarından başlayarak, yapılmadık eziyet kalmadı. Ama böyle olması, Kürt tarafının bir çaba göstermesi gerekmiyor anlamına da gelmez. 

Hülya Yetişen : Murat Bey, son sorum Anayasa değişiklikleri ve yapılacak referandumla ilgili. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Murat Belge : 1982 Anayasası ile ilgili yapılacak bir değişiklik tabikii önemli, böylesi bir yasanın hangi maddesi değiştirilirse değiştirilsin normal olarak iyidir. Bundan daha kötüsünü yapmak daha zor bir şey. 1982 Anayasası işte böyle bir şey. Anlaşılmaz direnişler özellikle Kürtler açısından ben bunu anlamıyorum, anlamakta zorlanıyorum. Bu pragmatik bir şey yani. Çünkü tüm demokrasiye giden yolları tıkayan, mesela yargının yapısı gibi meseleler var. Hava deliklerinin açılması gerekir. Delik açmadan kimse hava alamıyacak. İyi niyetli olmadığı söyleniyor AKP’nin. Buralara takılı kalmamak gerekli, darbe Anayasasında yapılacak her bir değişiklik Türkiye demokrasisi açısından önemlidir.

Hülya Yetişen : Murat Bey, söyleşimize katıldığınız için size teşekkür ediyorum.

Murat Belge : Ben de teşekkür ederim.

 

 

 

 



  
Röportajlar Dizisi - Hülya Yetişen
hulyayetisen@yahoo.fr




Bu köşe yazısı 5266 defa okundu. Toplam 2333 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Röportajlar Dizisi - Hülya Yetişen ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.